Gaflet İçinde Yaşayan Zül İçinde Ölür

    Gaflet, pişmanlığı arttırır.

    Gaflet, nimetin elden çıkmasına sebep olur ve hizmeti engeller.

    Gaflet, hasedi arttırır, toplumu fesada uğratır.

   Gaflet, insanın kınanmasına ve nedametine yol açar, buyurur İmam Gazali Hazretleri.

    Ülkemiz, Tanzimat’tan bu yana süregelen gaflet çukuruna saplanmış kalmıştır. Bu çukurdan çıkmak için verdiğimiz her mücadele, kendi aklımızla değil de bizi, bu çukura düşürenlerin ve çukurumuzu daha da derinleştirmek isteyenlerin aklıyla verildiği için gaflet çukuru artık mezarımız olmaya çok yakındır. Mevcut partiler halka öve öve anlattıkları her faaliyetleriyle ve birçok hizmetleriyle(!) milletimizi hakikatten bir katre daha uzaklaşıtırıp gafletimizi arttırmaktadırlar. Demokrasi, laiklik, serbest piyasa ekonomisi, özgürlükler vb. gibi batının dayattığı sözde medeni toplum olma kriterlerini gerçekleştirirken her gün biraz daha tarihimizden, medeniyetimizden, hakikatimizden kopmaktayız. Bu kopuşun işaretleri dört bir yanımızı örümcek ağı gibi sarmışken bizler hala, öldürücü darbenin ensemize kadar geldiğini fark edememekteyiz. Hz. Yakup (a.s)’un kıssası bu durumumuzu ne de güzel ifade etmektedir.

    Hz. Yakub (a.s) ölüm meleği (Azrail) ile dosttu. Bir gün Azrail, Hz.Yakub (a.s)´- yi ziyarete gider. Hz.Yakub (a.s) O’na “Ya Azrail, görüşmeye mi geldin, yoksa canımı almaya mı?” diye sorar.

    Azrail, “gelişim ziyaret içindir” cevabını verir.

    Hz.Yakub (a.s) “senden bir ricam var” der. Azrail “nedir” der. Hz.Yakub (a.s) “ölümümün yaklaştığını, canımı almaya hazırlandığını bana önceden bildirmeni istiyorum” der.

    Azrail, “hay hay, sana iki veya üç haberci  gönderirim” karşılığını verir.

    Hz.Yakub (a.s)’nin ömrü dolunca bir gün yine ölüm meleği karşısına dikilir. Hz. Yakub (a.s) yine sorar, “ziyaretçi misin, yoksa canımı almaya mı geldin”?

    Azrail, “canını almaya geldim” cevabını verir.

    Hz.Yakub (a.s) “sen bana daha önce iki veya üç haberci göndereceğini söylemedin mi?” diye sorar. Azrail şu cevabı verir, “söylediğimi yaparak sana üç haberci gönderdim: Önce siyah iken sonra ağaran saçın, güçlü iken halsizleşen vücudun ve dimdik iken kamburlaşan belin, ey Yakub. İşte bunlar benim ademoğullarına gönderdiğim ön habercilerdir.”

    Evet, Milletimizin saçı ağarmış, vücudu halsiz düşmüş, beli bükülmüştür. Azrail, ensemizdedir. Tarih ve hakikat, her şeyiyle içler acısı halimizi bize göstermektedir. Ve biz, bu kadar açık uyarıya rağmen hala gaflet uykumuzdan uyanmazsak sonumuz esaret, zillet ve yok olmadır. Çünkü gaflet içinde yaşayan zül içinde ölür.

    Fakat biz, biliyoruz ki, inanıyoruz ki Allah (c.c), hakikatin yok olmasına müsaade etmeyecektir.

    Ve biz, biliyoruz ki, hak gelip batıl yok olacaktır. Hiç şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.

    Ve biz, biliyoruz ki milletimiz, kendisini gaflet uykusunda boğanlara artık dur, diyecektir.

    Ve her zaman yaptığı gibi bağrını kendi öz evlatlarına cennete açılan bir kapı gibi açacaktır.

    Ve o kapının ardında gerçek saadete kavuşacaktır.

YASİR TİMUR