Diriliş Gazetesi

İnanç, Düşünce, Edebiyat ve Siyaset Gazetesi

> Başyazı

YENİDEN BAŞLAMAK

Her tür, her tip, her süre tarzını, biçimini deneyerek, Diriliş, 1992 Şubat’ında, haftalık formunda durmuştu. Aradan geçen 19 yıldan sonra, yeniden, teknolojik devrimin verdiği imkânla internet formatında meydana çıkıyor.

Bismillahirrahmanirrahim diyerek yeniden başlıyoruz. Bu, kimilerine imkânsız, bize de çok zor görünse de.

Allah isterse, dağlar devrilir dümdüz yol olur.

“Ölümden sonra diriliş” yolunun insanları olarak, yeniden başlamak, bizim için yolumuzun, işimizin bize dönük olgusudur.

Nasibimize düşen budur hep: gitmek, gitmek, sonra çarelerin tükendiği yerde durmak. Ve sonra, sanki hiç doğulmayacakmış gibi umutsuz ve karanlık devrelerden geçip Allah’ın bize nasip ettiği bir gün yeniden başlamak.

Yeniden başlıyoruz.

Uzun yıllar, yazıdan “söz”e, “konuşma”ya geçememiştik. Sonra da, “söz”de, “konuşma”da kaldık bir müddettir.

Şimdi, “söz”, “konuşma”, tekrar “yazı”laşacaktır. “Sanal” denilen bir âlemde de olsa.

Daha sonra, inşallah, “kâğıt”lı dönem de yeniden gelir.

Yeniden başlıyoruz. Ne kadar yayılmış olursa olsun, bize bağlayarak, daha çok da bağlamayarak ne kadar çok tezlerimize sahip çıkılırsa çıkılsın, zaman içinde, bir bozulma, soysuzlaştırılma riskini düşünerek, imkânlarımızı hesaba katmadan işe girişiyoruz.

Bu, bir açıdan, yeniden doğuş olacaktır. Bir açıdan, hatırlatış. Bir başka açıdan da, zaten var olanı güçlendirme.

Ruhta olanı daha somut ve reel hale getirme. Geçmişte bir bir ele aldıklarımızı yeniden ele alma, yeniden ortaya koyma, yeniden yorumlama.

Yeni yetişen nesillerle doğrudan yüz yüze gelme, birebir karşılaşma, aracısız kaynaşma.

Yeniden başlıyoruz. Her gün, sabah, taptaze doğan güneşten ve her gece “bir hilâl şeklinden yavaşça ve adım adım yürüyerek dolunay durumuna gelen billur aydınlığıyla görünen ay”dan ibret alarak yeniden başlıyoruz, medeniyetimizi araştırmaya, yeniden kavramaya ve ortama getirmeye, gücümüz yettiğince ve kuşkusuz Allah’ın izniyle ve lütfûyla ve yardımıyla.

Yeniden başlıyoruz. Saklanan hakikatleri gündeme getirmeğe, kırılan umutları canlandırıp yeşertmeye, umutsuzluk bulutlarını bir rüzgâr gibi silip süpürmeye, Altın Çağ meşalesini yüzyılın ufkunda yeniden ışıtıp yükseltmeye.

İslâm Coğrafyası, Büyük Harita önümüze bir kez daha açılmış oluyor.

Tarih, Büyük İslâm Milletinin tarihi, derinliklerinden uğuldayarak bize bir kez daha sesleniyor, bize mânevi desteğin en eşsizini veriyor.

Dağınık diriliş nesli, bir kez daha derleniş toparlanış sancağına kavuşuyor.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
> Edebiyat

CESUR ÖLDÜ

Cesur öldü bile bile

Ama biz bilmiyorduk

Ona biz bakıyorduk sözde

Meğer o bakıyormuş bize


Çılgın diyende oldu

Joker diyende ona

Cesur en yakışandı hüzünlü sona


Ey, ey cesurum ey!

İçine çöktü gözlerin ıslaktı

Elbisen parlaktı, parlaktı elbisen

Ters dönmüş olsa da cüssen

Ah! Sen odayı şöyle bir süzsen

O böcekler kaçardı

(Ayakları yere bakan!)

Odayı bir duman sarardı.

27.02.1997.sirkeci

 
> Edebiyat

EN ÇOK SENİ DOĞURURKEN

— En çok seni doğururken

Kardeşlerinde çekmedim

Bu kadar acı ben.

Biliyorum acı getirecek bu acı

Doğuracak yavrum

Benim gibi…(anası gibi…)

Arttır babası üstüme ışığını

Görsün Tanrı yanan aşkıyla yavrularımı

Muhammed diyen dilleri titretir arzı…

 
> Edebiyat

BİR KOVA SUYU BOŞALT

Bir kova suyu boşalt

Yarısını toprak

Diğer yarısını da mücevherlerle kapat

Dolunca böyle kova

Küçük bir delik aç altında kovanın

Toprak ve küçük mücevherler

Başlayınca akmaya

Bir leğen bul ve hemen başla

Leğeni suyla doldurmaya

Getir dibi delik kovayı

Koy üstüne leğenin

Bak gör ne olacak(NASILMIŞ)

Hali memleketin.

09.02.1999.sirkeci gardaki odam.

 
> Edebiyat

ZEYREKTEN BAŞKA YOKUŞ

"Zeyrekten başka yokuş

Sinekten başka kuş"

Bilmeyene nasip yokmuş

İçense bir yudum, coşmuş...


Olan olmuş birde ne bulmuş

Yastığında gördüğü ölü kuşmuş

Elbet işarettir bu sana

Fısıldamış öldü iblisin kulağına.


"Melekler" ölür mü ya Mevlana?

Yuh ona yazık ona ateş hak ona

Baş koymayan varsa yoluna

Pirim "Melekler" ölür mü ışı bana.


Sok dedim kafanı "Melek" dergâhına Pirin

Anlayım ki ölür müsün ölmez misin?

Şükür geldi cevap. Ancak kanından Pirin

"Eğer ki ekilen toprağa akrep gibisin

Bil ki haşir zamanı adam bitmezsin"


Evet. Olmuş, ölmüş ne ölmüş?

Ne "iblisler" ne "Melekler" ölmüş

Kuş ölmüş, su ölmüş, söz ölmüş

Yolu tutan özünü (ölmemeyi) görmüş (ölmeden ölmüş)


05.09.2004 (01.30) Sultanahmet

 
> Edebiyat

KAMBUR

Şiir,kirli ve serseri şiir

Pırıltılar seziyorum bulanık

Bu parfüm fransız mutfağından

Kurumlu yılan varsın ama sanık

Şiir, cici ve şirin şiir

Dikenler görüyorum ucu açık

Mide ekşiten parlak Çin

Gümüş sofra yarsın ama sanık

Şiir, süssüz çarpık ve kamburlu şiir

Arzular istiyorum donuk

Vur soluk aptallığa beni at soğuk yatağına

Şiir, ver şiir kamburunu bana

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 2
Diğer siteler: (Ziyaret etmek için üzerine tıklayınız)